"daldan dala" diyince, aklima bir seyler geliyor. sanki bir vidyo, sanki bir sarki, remix. ama ne icin, kim icin? bunlardan emin degilim. ne oldugunu tam hatirlayamasam da, aklimin "türkiye gündemine dair hatirlananlar" köseciginde bir yerlerde, agzimda dalga gecilmislik ve sayica kücümsenemeyecek bir kitlede ülke gündemine oturmusluk tadi birakiyor. bütün bu hatirlamaz durumumu ifade etmek yerine, kadim dostum google'a "daldan dala" yazarak, tekrar hatirlatabilirdim kendime bunu. hafizami tazelerdim tuvalet aynasinda makyaj tazeler gibi...(nadir de olsa yapmisligim var simdi bu makyaj tazelemeyi, fikir olarak bir sekilde garip gelmesine ragmen) ama en can alici bilgiyi hatirliyorum "daldan dala" ile ilgili; olur da bir gün unutursan, hatirlama ihtiyaci cekilmeyecek kadar gereksiz bir sey oldugu! zaten nadiren unutmuslugundan memnun olur insan ve sahiden unutmak istediklerini de bir türlü unutamaz, bari bunu unutmusken hatirlamayayim tekrar. harddisk'te yer acilmistir belki bu sayede. unuttum ve bu nimetin, kiymetini bilmekteyim.
basliga uygun olmak adina, daldan dala atlayayim yine. (kafa karistirmasin, hala bu yazinin amacina deginmedim.) ülke gerceklerine dair unutmak istedigim pek cok sey var. örneklendirecek degilim burada, ne hafizam ve/veya bilgim yeter, ne ömrüm! sadece buradan tüm türkiye'ye, özellikle son zamanlarda cigrindan cikmiscasina ve suursuzca sacmalayan her bir bireye("devlet büyükleri" adi altindakilere "en milliyetcisinden osmanli tokadi" atmayi uygun görüyorum!) tek tek, utanmadan cekinmeden tokat atma istegimi dile getirecegim. ve "kendinize gelin artik be!" diye de bagirmak istiyorum. anlasilan, "insanlar" insanliklarina dair her degeri, "beyin"lerine ait her hücreyi yitirmis ve kendinden gecmiscesine akla mantiga sigmayacak cümleler sarf etmekteler fütursuzca. hala oldukca üzeri kapali konusmakta oldugumun farkindayim ama yine de hangi olay(lar) hakkinda konustugum ve bu mesajimin kim(ler)e gittigi acikligini sürdürüyor diye düsünüyorum. o kadar cok konustum ki son zamanlarda, beynimden gecirdim ki detaylica, icimdeki bütün kin kusmugunu su satirlara da dökmeye tahammül edebilecegimi zannetmiyorum. pilavdan döndüm sanmayin, kasigim kirilmasin henüz! yolun basindayiz daha...
yazinin amacina gelecek olur isek, daldan dala atlama sorunuma deginecegim. bu yazida ziyadesiyle örneklemis olmanin yani sira, aslinda sadece konusurken yapmiyorum bunu. hayatima dair her konuda yapmaktayim bunu. zaman zaman da tam tersi oluyor, bir seye gereginden fazla zaman harciyorum. bu da "bokunu cikartmak" ile ilgili sorunum ama buna baska bir yazida deginecegiz. yine alakali gördügüm "erteleme ve yumurtanin kapiya dayanmasini inatla bekleme sendromu"nu da bir baska yazimda konu etmeyi borc biliyorum sizlere. daha fazla heinrich böll üslubuna kacmadan, sadede gelelim...
daldan dala atlamaya dönüyoruz. maymun istahlilikla birinci dereceden kuzen olan bu sorun, gün gectikce daha da sik boy göstermeye basladi. mesela bugün farkettim ki, üzerinde ugrastigim isi sürekli degistirmem sonucu, en sonunda bir sey yapamaz hale gelmisim. cünkü odaklanma olmayinca, verimlilik de olmuyor tahmin edilecegi gibi. bu daldan dala atlama sendromu, yapacak isimin cok olmasindan midir("cok mesgulüm yahu!" mesaji yok burada, sadece kendimi mesgul etmek icin yaratabildigim secenek cok. yanlis anlasilmasin!), yoksa ilgimi cok cabuk yitirmemden midir henüz karar veremedim. karar verme asamamda bile daldan dala atlamaktayim hatta! neticeye bakacak olursak, en ufak seyin bitmesi haftalar aliyor zaman zaman. 3 haftadir evin tadilati ile mesgulüm sürekli. simdiye kadar yapabilmis olduklarim, aklimdaki fikirlerle kiyaslandiginda daha ise baslamamis gibi hissediyorum kendimi.
okuru tatmin etmek acisindan zorlama bir sonuca baglayacak degilim bu yaziyi. zaten sonuca baglayabilmis olsaydim, ya bu konu hakkinda bir sey yazmaya gerek duymazdim, ya da ibret hikayesi basligi altinda toplardim konuyu. halihazirda böyle bir sonuclandirma söz konusu degil. dolayisiyla noktalayarak bitirecek olsam da yazimi, icerik acisindan üc noktali olarak kalacak simdilik(belki de her zaman).
not: her bir günümün dogumu ve ölümü bu daldan dala atlamalar ile seyrededursun, yaziyi okur iken explosions in the sky'dan the birth and death of the day adli parcayi dinleyiverin...
daha da önemli not: olur da "daldan dala"nin neyin nesi oldugunu hatirlayanlardansaniz, lütfen yorum, e-mail vesaire atarak hatirlatmayiniz allah askina. birakin da tadini cikartayim!
Salı, Aralık 23
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
3 yorum:
bir: bir çok şeyle aynı anda ciddiyetle ilgilenmek iyidir. hoş, bu durumda aynı anda değil de dönüşümlü demek lazım, ama hem sıkılmanı engelleyen hem de maymun iştahlılığa kaçmamanı sağlayan bir alışkanlıktır. söz gelimi her gün her an 3-4 ana başlıkta düzenli veya düzensiz yapılası 15-20 işin olduğu zaman (ki bu ana başlıklardan biri kendini eğlendirmek olmalı) hayatını yüzde yüz on yaşıyormuş hissiyatına kapılabilirsin, onun da ayrı keyfi vardır.
iki: ne zaman geliyosun terbiyesiz. bu sefer tembellik yapmıcam.
üç: "daldan dala" vizigoethe dilindeki "tunak tunak tun" kalıbının zaman içinde evrimleşerek dilimizde kullanım bulmuş halidir. tahmin edeceğin üzre dilimize ilk girdiğinde "daldan daldan dala" olan bu kalıp zamanla iki daldandan birini atmış, özgürlüğüne kavuşmuştur. ekstra bilgi olarak belirtmemiz gereken şey ise bu kelimenin ilk semrakay-nana kabilesinde (ahah dayanamadım) ortaya çıkmış olduğudur.
dört: ne zaman geliyosun terbiyesiz. bu sefer tembellik yapmıcam.
beş: explosions in the sky - it's natural to be afraid
altı: bu da son dakka eklemesi olsun, sen bi gel hele müzikal açıdan çok fena zenginleşiceksin.
yedi: ne zaman geliyosun terbiyesiz. bu sefer tembellik yapmıcam.
bir: söz gelimi yapilan 15-20 isin düzensiz yapimi, bir süre sonra hicbir isin yapilmamasina sürüklenmektedir. bu dogal sürüklenme de, beni yine dogal olarak psikolojik sürüklenmelere sevk etmektedir. dolayisiyla optimist bakis acinizin yarattigi "hayati yüzde yüz on yasama hissiyati"ni pratikte yakalayamiyorum sayin skos, her ne kadar teoride sahane gelse de kulagima.
iki: asil terbiyesizler, tembellerdir! ama saldirmayacak olursam, 7 subat 2009'da.
üc: bu aydinlatici trivia ile günüme isik sactiginiz icin size tesekkürü borc bilirim.
son dakika golünüz direkten döndü zira hala hatirlamis degilim. lütfen isi ilkokul cocukluguna döküp hatirlatmakta direnmeyiniz!!!
dört: asil terbiyesizler, tembellerdir! ama saldirmayacak olursam, 7 subat 2009'da.
bes: explosions in the sky- hangi birini saysam ki?!
alti: bu da son dakka eklemesi olsun, bekliyorum sabirsizlikla zenginlesmeyi!
yedi: asil terbiyesizler, tembellerdir! ama saldirmayacak olursam, 7 subat 2009'da.
bir: görürsün
iki: ogey
üç: görürsün
dört: ogey
beş: dimi
altı: gel hele
yedi: ogey
Yorum Gönder