Pazartesi, Kasım 28

non deflubo?!


Bazen insan kendini ne kadar telkin etse de, ne kadar söylese de; korkmaktan, kaybolmaktan daha iyisi gelmiyor elinden. "Korkunun kaynağı nedir?" diye düşünmeden edemedim, yine her şeyin kökenini maden arar gibi bulma isteği ile yanıp tutuşarak.

Korku dediğimiz olgu, "bilmemek"ten kaynaklanmaz mı? Küçükken hep korkmaz mıydık karanlıktan "öcü"ler gelecek diye..Ya da bir diğer deyişle; herhangi bir şey bize zarar vereceği zaman, vereceği zararın boyutunu bilmediğimiz için. Şimdiki korkularımız aslında bunların gelişmiş varyasyonları değiller mi? Şimdi öcülerden korkmuyoruz belki, öğrendik çünkü aslında var olmadıklarını. Hayatın her evresinde bilmediği olan, hatta adeta cahil olan insanoğlu olarak, korkumuz bitmiş midir yani? Aksine! Belki de daha çok korkmalıyız şimdi bir şeylerden. Zira işin içine çok başka bir boyut girdi; "bilinç"...

Aynı anda hem bilmenin hem de bilmemenin ürünü olan bir korku işte şimdilerde peşimizde olan. Dün daha basit sorular soruyorduk, şimdi yarın ne olacağımızı soruyoruz. İşte en dehşet vericisi de bu; "hayat" denen şeyin bilincine vardıktan sonra, ne olacağımızı bilememenin adaletsizliği yüzünden kıvranıyoruz. Hangimizin aklına gelirdi aynı anda hem bu kadar zor hem de bu kadar basit soruların sorulabileceği? Ve dahası gün gelip de bu soruların bizi korkutabileceği?

Zamana fırsat tanımak lazım, hele ki hayatın fırsatlardan ibaret olduğunu düşünürsek. Bilemiyorum, ben şimdiye kadar olan kısa film tadındaki hayatımdan bir bok anlamadım açıkçası. Hatta bir projektörden izliyor olsaydık, şuanda olduğum güne geldiğimizde, yani film bittiğinde, şu çok da anlamadığımız, beğenmediğimiz, ağzımızda "eksiklik" tadı bırakan entel filmlere benzetirdim herhalde. İçerisine girdiğimizde hepimizin hayatı öyledir çünkü, beklentiler, korkular, hayal kırıklıkları üzerine kurulu bir yaşam..
Hakikaten, şu yaptıklarımıza azıcık da olsa bir anlam verebilen varsa, Allah aşkına gelsin baa da anlatsın. Nereye koşuyoruz, niye koşuyoruz, ne kadar koşacağız? Birileri "fill in the blanks" diye verilen ödevleri yapmalı en nihayetinde, değil mi?

Perşembe, Kasım 24

temiz bir baslangıç

bir merhaba olsun istedim. hani yeni bir ayakkabıyı alıp evde denemek gibi bir şey olsun. test sürüşü yapayım, nasıl duracakmış şekli şemali anlayayım dedim. bu kısacık yazının amacı adam gibi bir şeyler yazana kadar kalabalık yapasıdır. yenileri gelince kendi kendini imha edecektir..