niye müzik gaza getirir insani? resimler tetikler duygulari? kafada her seyin mantikli aciklamasini yapmisken, bir anda calan bi sarki her seyi tepetakla edebilir? sonra görülen her obje, duyulan her ses, dokunulan her sey daha da körükler onlari? taa ki o "delige" düsürene kadar. o delik de yer, bitirir, sindirir...sonra da atar bünyesinden disariya. isi biter, kullanip atmistir, alacagini almistir, götürmüstür bir seyleri bir yerlere.
nefret ediyorum o delikten. nerede o? niye var? niye aci cektirir anlamsizca. rezil parazit bir kavram. sanirim ilk defa gercekten elimle tutup, gözümle göremedigim bir seye karsi bu kadar tepkilendim hayatimda. suracikta, karsimda duracak cesareti olsa o meretin, onu da kendi deligine gönderebilmek isterdim.
delik...desik..degisik.
Pazartesi, Mayıs 26
Pazar, Mayıs 25
talep ediyorum bunlari
bu sabah uyandim ve ne istedigimi buldum. hayatimi cözmüsüm gibi sanki, bir anda, öylecene..
mesela viyana'da yasamayi seviyorum ama canim istediginde inci pastanesinin profiterolünü de yiyebilmeyi istiyorum. efkarlandigim bir anda "hadi bogaz'a gidelim, raki balik yapalim!" diyebilmek istiyorum öylecene ama schwedenplatz'da badeschiff'e gidebilmek de istiyorum. viyana'da hava tabir caizse bok gibiyken, "aman bu da cekilmez yahu! hadi istanbul'a! 27 dereceymis hava orada!" diyebilmek istiyorum. ya da istanbul'un trafik cilesinde otururken "aman mq'ya gidip serseydik bir kalibi!" diyebilmek istiyorum. öyle hop otobüse biner de gider gibi atlayip ordan buraya, burdan oraya yasamak istiyorum. buradaki arkadaslarim orada, oradaki arkadaslarim burada olsun. bir anda cok özledigimde kosup babamin boynuna sarilabilmek istiyorum. istanbul'dan ayrilirken bir hüzün, viyana'dan ayrilirken ayri bir hüzün sarsin istemiyorum. ikisi de esit derece "sehrim" olsun istiyorum.
ama olmuyor. her istedigim olmuyor. ha olmasini mi bekliyorum? bir yerde evet, icten ice inaniyorum bir gün olacagina. zaman, gösterecek yine her zaman oldugu gibi. hic bir yere zamaninda gelmez zaten o zaman. illa gecikecek, bekletecek! trip atip dönecegim bir gün evime, beklemeyecegim gelecek diye, o olacak!
mesela viyana'da yasamayi seviyorum ama canim istediginde inci pastanesinin profiterolünü de yiyebilmeyi istiyorum. efkarlandigim bir anda "hadi bogaz'a gidelim, raki balik yapalim!" diyebilmek istiyorum öylecene ama schwedenplatz'da badeschiff'e gidebilmek de istiyorum. viyana'da hava tabir caizse bok gibiyken, "aman bu da cekilmez yahu! hadi istanbul'a! 27 dereceymis hava orada!" diyebilmek istiyorum. ya da istanbul'un trafik cilesinde otururken "aman mq'ya gidip serseydik bir kalibi!" diyebilmek istiyorum. öyle hop otobüse biner de gider gibi atlayip ordan buraya, burdan oraya yasamak istiyorum. buradaki arkadaslarim orada, oradaki arkadaslarim burada olsun. bir anda cok özledigimde kosup babamin boynuna sarilabilmek istiyorum. istanbul'dan ayrilirken bir hüzün, viyana'dan ayrilirken ayri bir hüzün sarsin istemiyorum. ikisi de esit derece "sehrim" olsun istiyorum.
ama olmuyor. her istedigim olmuyor. ha olmasini mi bekliyorum? bir yerde evet, icten ice inaniyorum bir gün olacagina. zaman, gösterecek yine her zaman oldugu gibi. hic bir yere zamaninda gelmez zaten o zaman. illa gecikecek, bekletecek! trip atip dönecegim bir gün evime, beklemeyecegim gelecek diye, o olacak!
Kaydol:
Yorumlar (Atom)