Cumartesi, Aralık 2

"dişler ve tesadüfler vol.2

saat 16.10'da vefat etmiş mevzu bahis kişi. olasılık, matematik, evren...hepsi ilginç şeyler; bazen tüylerimizi ürpertmeye yetecek kadar!

Dişler ve tesadüfler.............

"Birileri Kadıköy'de miting veriyor galiba yine! "...Uyandığımda aklımdan geçen ilk cümle buydu. Ablam içerid ciyak ciyakbağrınarak bir şeyler anlatıyordu çünkü. Ama asıl önemli olan o değil; çok garip bir rüya görmüştüm ben. Önemli olan bu şimdilik!
Çıktım odamdan, pek de inanmadığım ama her seferinde büyük bir keyifle yaptığım şeyi yaptım yine; gidip rüya tabirleri kitabına baktım. Neymiş bakalım rüyamın anlamı! Ha tabii önce rüyayı anlatmam gerekiyor sanırım;
Bütün sülale oradaydı galiba. Böyle hepimiz toplaşmışız da bir geziye gitmişiz. Hani vardır ya turistik antik kent gezileri falan, öyle bir gezi işte. Rehber, bir arenada bir şeyler anlatıyor bize. Sonra anlattığı şey bitince hep beraber toplanıp başka bir yere geçiliyor. Ama benim dikkatimi bir şey çekmiş, ben ona takılmışım. Babam, "Özge gidiyoruz! Gel!" diye sesleniyor, "Siz gidin, ben yetişirim!" diye cevap veriyorum. Onlar gidiyor, ben bakınmaya devam ediyorum. Baktığım şey çift taraflı bir kabartma. Ön tarafında birine, arka tarafında bir başkasına adanmış. Ama ikisi de birbirinin tamamen aynı, sadece altlarında yazan isimler farklı. Neyse, bakınıp duruyorum. Sonra grubu aramaya başlıyorum. Ama kayboluyorum ve çooook uzun süre aranıyorum. Öyle ki kanalizasyonlardan geçmeye başlıyorum. Bir yandan da stresten dişimi söküyorum. Sürekli sağ üst azı dişimi sökmeye çalışıyorum. Derken başladığım yere geri gelim ve bir bakmışım ki herkes orada. Ve en sonunda herkesi bulunca dişimin elimde kaldığını fark ediyorum. Kendi kendime "Nihayet!" diyorum ve mitingci abla uyandırıyor işte.
Sonra kalkıyoruz, gidiyoruz rüya tabirleri kitabına. "DİŞ" diye arıyoruz. Ne çıkıyor? Diş sağlıkla ilgili kötü haberdir. Dişinin çürüdüğünü gören şu olur, bunu gören bu olur...Derken bizi ilgilendiren kısmı okuyoruz, dişinin çekildiğini gören ya da dişini çeken kimse ölüm haberi alır.
Bunu ciddiye almıyoruz tabii, içimizde en ufak bir şüphe yok, uydurma bütün bu şeyler. Anneanne geliyor o sırada, ne oldu diye soruyor. Anlatıyorum, bak biri ölecekmiş diyorum. İşte dananın kuyruğu burada kopuyor, ben bunu dedim demedim 5 saniye sonra telefon çalıyor. Teyzem arıyor. Anneannemin daha dün akşam konuştuğu ve iyi durumda olduğunu öğrendiği kardeşi yoğun bakıma kaldırılmış.
Anneannem şimdi uçakta. İşin kötüsü, öleceği varsa da yoksa da, anneannem benim dediğimi duyduktan sonra iyice inandırdı kendini; biri ölecek. Ve o kişi de kardeşi!
Demek ki neymiş, her şeyi söylemeyecekmişiz pat diye. Garip tesadüfler bulabiliyor bazen bizi, ihtimalleri istedikleri kadar düşük olsun. Hepimiz olasılığız şunun şurasında...