A Foggy Day (In London Town) söyle gider;
I was a stranger in the city
Out of town were the people I knew
I had that feeling of self-pity
What to do? What to do? What to do?
The outlook was decidedly blue
But as I walked through the foggy streets alone
It turned out to be the luckiest day I've known
A foggy day in London Town
Had me low and had me down
I viewed the morning with alarm
The British Museum had lost its charm
How long, I wondered, could this thing last
But the age of miracles hadn't passed,
For, suddenly, I saw you there
And through foggy London Town
The sun was shining everywhere
Benim durumumdan ayrildigi üc nokta var sadece. Ilki, sarki Londra'dan bahsetmekteyken, ben Viyana'dayim. Ikincisi, sarkida muhtemelen "you" ile kastedilen bir sevgilidir. Benim arayisinda oldugum "you" ise "Iste budur!" diyecegim müstakbel arkadasim, buralari katlanilir kilan insandir bir diger deyisle. Ücüncüsü (en önemlisi de bu kanimca), Dinah Washington sokakta yürür iken sisli gününde(buraya kadar uyuyor, Dinah Washington olmam disinda), o gün hayatinin en sansli günü haline geliyor. Bu gerceklesmedi benim icin henüz. Cümlenin sonundaki "henüz", hala bu beklentime dair ümidimi yitirmedigim anlamina geliyor. Ümidi yitirmemek gerekiyor zaten, degil mi?(Hayir, NLP geyiklerine falan girmeyecegim, telasa mahal yok!)
Belki yarin(yani bugün aslinda ama yine yatip kalkmadan önceki günü, ertesi günden saymamacalar) sokaga ciktigimda, sislerin arasindan "you" gözükür. Hayatimin en sansli günü olur. Üstelik Marion Black ne demis? Who knows what tomorrow will bring?
Yarini bekleyip görecegiz sanirim...
Edit: "Yarin"i da gördük, ondan sonraki günleri de...Hicbirisinde karsima cikmadi o "you" denen kisi. Istanbul'da gecirmekte oldugum su günlerimde tekrar anliyorum ki, o "you" hala Istanbul'da ve saniyorum o Istanbul'daki kisi, hep "you" olarak kalacak..--23.02.2009 01:06
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder