Pazar, Ağustos 31

Hasar tespit: Viyana(1. Etap)

Yine standart Viyana hüznü geldi cöktü üzerimize. Havaalanindan eve giderken trafik vardi, inanamadim gözlerime. "Istanbul'dayim sanki hala!" diye düsündüm ama ne plakalarda 34 ilisti gözüme ne de alisildik korna sesleri. Derken ev, ev arkadasi...Her sey ayni, pek bir sey degismemis. Havalar degismis, serinlemis baya. Istanbul cayir cayir, burasi püfür püfür. Üsütüyor ama agustos magustos demeden. Edepsiz bir cocuk gibi arada estirip kaciveriyor rüzgar.
Magazalar, cafeler, calisanlar, degismemis iste pek bir sey. Benim kafa biraz degisti sanirim sadece. Bir de hayatima yeni biri girdi. Garip biraz aslinda. Sen elin Avusturyali'si, git Antalya'ya, tanis bir Türk kiziyla, sonra bir de asik ol üstüne üstlük. Ha bu mevzu nerede bana baglaniyor? Hemen geliyorum. Bu kizimiz Ingilizce bilmiyormus pek. Haliyle Almanca da bilmiyor. Bu durumda bizim oglana Türkce ögrenmek düsüyor. Bu noktada da ben devreye giriyorum. Nasil bir amaca hizmet ettigimi henüz anlayamadim. Bir yandan bilincalti kiskancliklari basiyor "alttan alttan", malumunuz kimse benim icin Türkce ögrenmeye kalkmadi. "Ya da benim haberim yok belki de!" diyerek iyimser yaklasima döner gibi yapiyorum. Diger yandan garip geliyor Viyana'da birinin aracaligi olmadan tanistigim herkesin bir "garip" olmasi. Söyle parmakla gösterip, "Aha bu cok normal bir insan!" diyebilecegim kimse yok. Bu gariplik zaman zaman iyi, zaman zaman kötü. Ama süregen olmasi daha da bir garip! Aksatmadan gariplikler silsilesinde buluyorum kendimi.
Degisimler var yine de hayatimda. Öncelikle yeni bir ev, huzurlu bir ortam arayisi. Simdilik buna yogunlasmis durumdayim. Malumunuz, pek kolay degil bu sehirde ev bulmak. Arayan belasini da buluyor, mevlasini da. Bakalim bu sefer neyi bulacagim. Bir de fark ettim ki, zamaninda cok sinir oldugum bir seyi simdi kendim yapiyorum. Hani su sigara icilen ögrenci evlerinin klasigi. 649 tane kültablasi vardir evde, ama yine de zahmet edip ayaga kalkip almak zor gelir. Etrafa bakilir ve en yakindaki dibinde herhangi bir icecek artigi bulunan bardaga sallaniverir izmarit. Sinir olurdum ben buna. Simdi kendim yapiyorum. Ha bir de hayatim boyunca visne suyundan nefret ettim ben. Hatta toplasan yarim litre icmemisimdir ömrü hayatimda.(En ufak bir mübalaga varsa bu cümlede, ormanim yansin!) Ama gel gelelim son 1 haftadir, litrelerce visne suyu tüketir oldum. Aslinda hic de kötü degilmis tadi. Gec buldum, abaniyorum kendisine. Yillardir kullandigim parfümümü degistirdim bir de. Yadirgamadim ama garip bir sekilde. Koku hafizasinin her seferinde eselediklerinin rahatsizlik vermesinden kelli..Yeni bir baslangic olsun dedim, belki farkli koku, farkli olaylar, farkli gecer bir seyler.
Son olarak da anlik bir durum ama son iki gündür devam ediyor olmasi beni bir hayli sasirtiyor, aciktim cok! Viyana insanin istahini kapatiyor anacigim. Ya da kalkip yemek yapmaya üseniyorum diye bir itiraf da samimiyet katabilir aslinda bu yaziya. O halde daha fazla beyin sulandirmadan son veriyorum isbu yaziya.(Hastasiyim "isbu" kaliplarinin!)
Saglicakla kaliniz!(Simdilik!)

Hiç yorum yok: